İngiltereİŞ DÜNYASI

İngiltere ve Türkiye arasında Kızıldeniz Gerilimi

    0
    111

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ve İngiltere’nin Husilere yönelik operasyonunu “Kızıldenizi adeta kan gölüne çevirme hevesi içindeler” diyerek eleştirdi. İngiltere’den yanıt gecikmedi: “Saldırılar sınırlı ve hedefe yönelik”

    İngiltere ve ABD’nin Yemen’deki Husilere yönelik düzenlediği ortak askeri harekat sonrasında yaşanan gelişmeler, bölgesel ve uluslararası düzeyde geniş yankı buldu.

    T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere ve ABD’nin Yemen’deki saldırılarını sert bir dille eleştirdi. Erdoğan, bu saldırıları “orantısız güç kullanımı” olarak nitelendirerek, “Kızıldenizi adeta kan gölüne çevirme hevesindeler” ifadelerini kullandı. Erdoğan’ın bu açıklamalarına İngiltere’den yanıt gecikmedi. BBC’de yer alan  habere göre İngiltere Başbakanlık ofisi, saldırıların “sınırlı ve hedefe yönelik” olduğunu belirterek, Erdoğan’ın eleştirilerine karşı çıktı. Başbakanlık sözcüsü, BM Antlaşması’nın 51. Maddesine atıfta bulunarak, İngiltere’nin “meşru müdafaa” hakkını kullandığını dile getirdi. Bu madde, silahlı bir saldırıya uğrayan Birleşmiş Milletler üyelerine, uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemler alınıncaya kadar bireysel ya da ortak meşru savunma hakkı tanıyor.

    Erdoğan, ABD ve İngiltere’nin saldırılarını “Kızıldenizi adeta kan gölüne çevirme hevesi içindeler” diyerek eleştirdi. Ayrıca, bu saldırıların orantısız olduğunu belirterek, ABD’nin İsrail ile Filistin’deki eylemlerine paralellik çizdi ve İngiltere’nin ABD ile birlikte hareket ettiğini vurguladı.

    Rusya ise İngiltere ve ABD’nin Yemen’deki hedefleri vurmasını uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendirdi. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, bu eylemlerin “meşru olmadığını” vurguladı ve Husilere yönelik saldırıların sona erdirilmesi için defalarca çağrıda bulunduklarını ekledi. Batı tarafından Ukrayna işgali nedeniyle eleştirilen Rusya, Yemen’e yönelik saldırının BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, bunu ABD ve müttefiklerinin yasa dışı bir “macera” olarak nitelendirdi.

    Güvenlik Konseyi’nin en son kabul ettiği karar tasarısında Husilerden, Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırılarını derhal durdurması talep edilmiş, ancak Rusya ve Çin’in çekimser kalması dikkat çekti.

    İngiltere tarafından yapılan açıklamada, saldırıların “orantılı” olduğu belirtilirken, Husiler ise ABD ve İngiltere’ye karşı başarılı savunma eylemleri gerçekleştirdiklerini ve bu saldırılarda 5 üyelerinin öldüğü, 6’sının yaralandığını açıkladı. Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Saree, ABD ve İngiltere’nin toplam 73 saldırı gerçekleştirdiğini açıklayarak, bu harekatı “açık saldırganlık eylemi” olarak nitelendirdi.

    Öye yandan İngiltere, Yemen’de Husilere karşı şimdilik başka saldırı planlamadığını duyurdu. Silahlı Kuvvetlerden Sorumlu Devlet Bakanı James Heappey, saldırıların “orantılı” olduğunu ve hükümetin bölgede gerilimi artırmaktan kaçındığını belirtti. 

    Bu harekatın ardından petrol fiyatları %4 artarak Brent ham petrolün varili 80,55 dolara yükseldi. Bu artışın arkasında, Orta Doğu’daki artan gerilim ve petrol tedarikindeki potansiyel tehditler yer alıyor. Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarının artması ve Hürmüz Boğazı’ndaki potansiyel çatışmaların petrol arzını olumsuz etkileme ihtimali endişelere yol açtı. Hollanda merkezli ING bankasının analistleri, Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol geçtiğini, bu miktarın küresel tüketimin %20’sine denk geldiğini belirtiyor.

     

    ABD ve İngiltere, Yemen’deki Husi hedeflerine havadan ve denizden saldırı başlattı

    Önceki haber

    Prof. Dr. Başak Akdemir, Yemen Harekatının Petrol Fiyatları ve Süveyş Kanalı Üzerindeki Etkilerini Anlattı

    Sonraki Haber

    Sevebileceğiniz haberler

    Yorumlar

    Cevap bırak

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Daha Fazlası İngiltere