SAĞLIK

Neden Kilo Vermek İlk Haftalarda Kolaydır? Yasmin Altındağ yazdı*

    0
    yasmin altindag scaled
    Diyetisyen Yasmin Altındağ

    Stres altında iştahın tamamen kapanması ya da tam tersine kontrolsüz yeme isteğinin ortaya çıkması, çoğu zaman kişilikle ya da irade ile açıklanır. “Ben stresliyken yiyemiyorum” ya da “Ben stresliyken kendimi tutamıyorum” cümleleri günlük hayatta çok sık duyulur. Oysa bu iki uç davranışın temelinde psikolojik tercihlerden çok, sinir sistemi ve hormon yanıtları yer alır.

    Stres, vücutta öncelikle hipotalamus–hipofiz–adrenal (HHA) eksenini aktive eder. Beyin, potansiyel bir tehdit algıladığında kortizol ve adrenalin başta olmak üzere bir dizi stres hormonu salgılanır. Bu yanıtın temel amacı hayatta kalmayı desteklemektir. Ancak bu hormonların sindirim sistemi ve iştah merkezleri üzerindeki etkisi kişiden kişiye belirgin şekilde farklı olabilir.

    Akut Stres İştahı Baskılayabiliyor

    Stresin ilk fazında, birçok bireyde iştah baskılanır. Bunun temel nedeni, hipotalamustan salınan kortikotropin salgılatıcı hormonun (CRH) doğrudan iştah merkezlerini baskılamasıdır. Aynı anda sempatik sinir sistemi aktive olur ve kan akışı sindirim sisteminden kaslara ve kalbe yönlendirilir. Bu fizyolojik tablo, vücut için “şimdi yemek zamanı değil” mesajı anlamına gelir. Bu nedenle bazı kişiler yoğun stres altındayken mide kazınması yerine mide düğümlenmesi yaşar.

    beslenme

    Image generated by AI – BYTV

    Kortizol Uzarsa İştah Artabiliyor

    Ancak stres yanıtı her bireyde bu şekilde ilerlemez. Bazı kişilerde stres daha uzun süreli ve dalgalı bir profile sahiptir. Akut stresin ardından kortizol düzeyleri yüksek seyretmeye devam ettiğinde, iştah üzerindeki etki yön değiştirir. Kortizol, özellikle yüksek enerjili ve kolay ulaşılabilir besinlere karşı isteği artırır. Bunun nedeni, beynin enerji güvenliğini sağlamaya çalışmasıdır. Vücut, devam eden bir tehdit algısı altında, enerji depolarını garanti altına almak ister.

    Ödül Sistemi ve “Rahatlama” Yemeği

    Bu noktada devreye giren bir diğer önemli sistem de ödül mekanizmasıdır. Stres, dopamin sinyallerini baskılayabilir. Bu da kişide huzursuzluk, içsel bir boşluk hissi ve rahatlama arayışı yaratır. Şekerli ve yağlı besinler, dopamin yanıtını hızlı şekilde artırdığı için, stres altında olan birey için kısa süreli bir rahatlama sağlar. Bu nedenle bazı kişiler stresliyken yemek yemeyi bir kaçış ya da dengeleme davranışı olarak deneyimler.

    Yani stres karşısında hiç yemeyen kişilerle sürekli yemek isteyen kişiler arasındaki fark, çoğu zaman karakter farkı değil, stres yanıtının nörofizyolojik biçimidir.

    Kronik Stres Dengeyi Bozabiliyor

    Burada önemli bir başka unsur da bireyin daha önceki stres deneyimleri ve sinir sisteminin regülasyon kapasitesidir. Kronik stres altında uzun süre kalan bireylerde, stres yanıtı daha düzensiz çalışmaya başlar. Kortizol salınımındaki ritim bozulur ve bu durum iştah sinyallerinin de daha öngörülemez hale gelmesine yol açar. Bu nedenle bazı kişiler bir dönem iştahsızlık yaşarken, başka bir dönemde yoğun yeme atakları gösterebilir.

    Peki bu biyolojik farklılık günlük hayatta nasıl yönetilebilir?

    İlk olarak, stresliyken ortaya çıkan yeme davranışını ahlaki bir zayıflık olarak değerlendirmemek gerekir. Bu davranış, çoğu zaman sinir sisteminin denge arayışının bir sonucudur.

    İkinci olarak, özellikle stres altında iştahı açılan bireylerde, uzun süreli açlık periyotları durumu daha da kötüleştirebilir. Gün içinde düzenli aralıklarla, protein ve lif içeriği dengeli öğünler tüketmek, kortizol dalgalanmalarının yeme davranışı üzerindeki etkisini azaltmaya yardımcı olur.

    Üçüncü önemli nokta ise uyku ve toparlanmadır. Uyku eksikliği, stres hormonlarının regülasyonunu daha da bozar ve beynin ödül sistemini daha hassas hale getirir. Bu durum, özellikle akşam saatlerinde kontrolsüz yeme isteğini güçlendirebilir.

    Son olarak, stres yanıtını doğrudan hedefleyen küçük davranışlar da iştah regülasyonunu destekler. Gün içinde kısa yürüyüşler, nefese odaklanan kısa molalar ve ekran maruziyetinin bilinçli azaltılması, parasempatik sinir sistemini aktive ederek stres yanıtını yumuşatır.

    Özetle, stresliyken hiç yemeyen kişilerle stresliyken sürekli yiyen kişiler arasındaki fark, irade gücünden çok sinir sisteminin strese verdiği biyolojik cevaptır. İştah, stres altında bir zayıflık göstergesi değil; beynin hayatta kalma stratejisinin bir parçasıdır. Bu farkı anlamak, yeme davranışını suçluluk üzerinden değil, fizyoloji üzerinden değerlendirebilmenin en önemli adımıdır.

     Diyetisyen Yasmin Altındağ 

    CHP İngiltere Birliği’nde Yeni Başkan

    Previous article

    Starmer ve Trump Arasında İran Gerilimi: Rejim Değişikliği Çatlağı

    Next article

    You may also like

    Comments

    Leave a reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *

    More in SAĞLIK