Gallup’un son Küresel İşgücü Raporu, çalışma hayatında çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu. Rapora göre dünya genelinde çalışanların yalnızca yüzde 21’i işine bağlı olduğunu hissediyor. Avrupa’da bu oran yüzde 13 seviyesinde kalırken, ABD ve Kanada’da yüzde 30 ile görece daha yüksek bir tablo görülüyor. Ancak bu oranlar dahi küresel ölçekte ciddi bir verimlilik sorununa işaret ediyor.
CNBC-e Londra Temsilcisi Berfu Güven, raporun bulgularını, uluslararası liderlik ve yönetim danışmanlığı şirketi Stanton Chase Global’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Londra Yönetici Ortağı Çağrı Alkaya ile Londra stüdyosunda değerlendirdi.
Pandemi sonrası aidiyet duygusu zayıfladı
Çağrı Alkaya, çalışan bağlılığındaki düşüşün COVID-19 sonrası dönemde hızlandığını belirterek, sahada uzun süredir bu eğilimi gözlemlediklerini söyledi. Alkaya’ya göre, çalışanlar yaptıkları işe ve projelere inanmadığında, stratejilerin uygulamada karşılık bulması zorlaşıyor.
Gallup verilerinin yalnızca bir ülkeye özgü olmadığını vurgulayan Alkaya, Institute of Directors (IoD) ve Gallup’un ortak etkinliklerinde de bu sorunun küresel ölçekte ele alındığını aktardı.
9 trilyon dolarlık potansiyel kayıp
Gallup verilerine göre düşük çalışan bağlılığının küresel ekonomiye etkisi yaklaşık 9 trilyon dolar olarak hesaplanıyor. Alkaya, bu rakamın “gerçekleşmiş bir zarar değil, ortaya çıkmayan potansiyel değer” olduğuna dikkat çekerek, yine de büyüklüğün endişe verici olduğunu ifade etti.
Sorun motivasyon değil, sistem
Alkaya’ya göre çalışan bağlılığındaki gerileme bireysel motivasyon eksikliğinden ziyade sistemik bir problem. Çalışanların, iyi performans gösterdiklerinde bunun karşılığını alabileceklerine inanmadıklarını belirten Alkaya, konunun yalnızca insan kaynakları uygulamalarıyla çözülemeyeceğini söyledi.
Bağlılığı artıran temel unsurları ise şu şekilde sıraladı:
- Yapılan işin sevilmesi
- İşin yarattığı değerin ve çıktının net olması
- Organizasyon ve ekip üzerinde etki yaratabilmek
- Gelişim ve ilerleme fırsatlarının açık olması
Avrupa neden geride?
Avrupa ile Kuzey Amerika arasındaki farklara da değinen Alkaya, rekabetçilik, fırsat çeşitliliği ve ekonomik dinamizmin belirleyici olduğunu ifade etti. Avrupa’da çalışanlar üzerindeki vergi yükünün daha yüksek olmasının ve uzun vadeli teşvik mekanizmalarının sınırlı kalmasının da bağlılığı olumsuz etkilediğini söyledi.
ABD ve Kanada’da çalışanların, iyi performansın yeni fırsatlar yaratacağına daha güçlü şekilde inandığını vurgulayan Alkaya, bu algının bağlılık oranlarını yukarı çektiğini belirtti.
Yapay zeka risk mi, fırsat mı?
Yapay zekanın süreci daha da karmaşık hale getirebileceğini ancak doğru kullanıldığında fırsata dönüşebileceğini belirten Alkaya, AI’ın çalışanların daha bireysel ve kişiselleştirilmiş şekilde desteklenmesini sağlayabileceğini ifade etti. Ona göre teknoloji, bağlılık ve verimlilik arasındaki farkın daha iyi anlaşılmasına da katkı sunabilir.
Yöneticilere kritik görev
Orta kademe yöneticilerin, üstten gelen belirsizlik ve alttaki karmaşa arasında zorlandığını söyleyen Alkaya, bu grubun şirket içindeki birleştirici rolüne dikkat çekti. Kariyer ilerleme hızının yavaşlamasının da bağlılık üzerinde olumsuz etkisi olduğunu vurguladı.
2026 için tek uyarı
Alkaya’ya göre şirketlerin atması gereken en kritik adım, çalışan bağlılığını finansal bir metrik gibi düzenli ölçmek ve takip etmek. Türkiye’de bu yaklaşımın henüz yaygın olmadığını belirten Alkaya, sürdürülebilir verimlilik artışının ancak bu farkındalıkla mümkün olabileceğini söyledi.
Birleşik Krallık: Stres yüksek, bağlılık düşük
2025’te yayınlanan raporda Birleşik Krallık’ın da yer aldığı Avrupa bölgesi, çalışan bağlılığında küresel sıralamanın en alt sırasında bulunuyor. Avrupa genelinde çalışanların yalnızca yüzde 13’ü işine bağlı. Birleşik Krallık ve Avrupa’da stres oranları küresel ortalamaya yakın seyrederken, yalnızlık ve işten kopuş eğilimi dikkat çekiyor.
Gallup verilerine göre, Birleşik Krallık’ta çalışanların yaklaşık yüzde 50’si yeni bir iş arayışında ya da fırsatları takip ediyor. Özellikle genç çalışanlar ve yöneticiler arasında bu oran daha da yükseliyor. Raporda, yüksek yaşam maliyetleri, konut krizi ve enflasyonun, çalışanların genel yaşam memnuniyetini aşağı çektiği vurgulanıyor.
















Comments