Birleşik Krallık’ta iki bakanlığın hazırladığı yeni bir plan tartışma konusu oldu. İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının hazırladığı yeni plan, yabancı suçluların yüz tanıma özellikli akıllı saatlerle takip edilmesini öngörüyor.
Guardian’ın haberine göre, suç işleyen göçmenler günde beş defa, saatlerine yüzlerini taratmak zorunda olacak. Mayıs ayında hükümet, İngiliz teknoloji şirketi Buddi Limited‘le İçişleri Bakanlığı Uydu İzleme Hizmeti’nin bir parçası olarak “belirli grupları” gözlemlemek amacıyla “non-fitted device” geliştirmesi için bir anlaşma imzalamıştı. Planın sonbaharda Britanya’nın tamamında devreye girmesi beklenirken, başlangıç maliyeti ise 6 milyon sterlin olarak açıklanmıştı.
İçişleri Bakanlığı’nın 2021’in Ağustos ayında hazırladığı ve yardım kurumu Privacy International tarafından bilgi özgürlüğü çerçevesinde elde edilen veri koruma etki değerlendirmesi (DPIA), akıllı saat teknolojisinin etkisini, herhangi bir tedarikçiyle bağlantıya geçmeden incelemişti. Belgeleri gören Guardian’a göre, plan, göç kontrolü çerçevesindeki kişilerin akıllı saat veya elektronik kelepçeyle (ankle tag) günlük izlenmesini içeriyor. Söz konusu kişiler, bu cihazları her zaman yanlarında taşımak zorunda olacak.
Gün içinde akıllı saatlerinden fotoğraflarını çekmek zorunda olacak kişilerin, isimleri, doğum tarihleri, nereli oldukları ve fotoğraflarının da dahil olduğu bilgileri altı yıla kadar saklanabilecek. Bu kişilerin konumları da 7/24 takip edileceği için konum verileri de kayıt altına alınacak.
Guardian, İçişleri Bakanlığı’nın akıllı saatler aracılığıyla elde ettiği fotoğrafları sistemdeki biyometrik fotoğraflarla karşılaştıracağını ve görüntü doğrulamasının yapılamaması durumunda kontrolün manuel olarak yapılacağını belirtti. Veriler İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve polisle paylaşılacak. İçişleri Bakanlığı yetkilileri, “Bu verilerin polislerle paylaşılması yeni değil” dedi.
Bakanlık, akıllı saat uygulamasının sığınmacıları takip etmek amacıyla değil suç işlemiş hükümlüleri izlemek amacıyla kullanılacağını söylese de, planı eleştirenler, sığınmacıların 24 saat takibinin insan hakları ihlali olduğunu ve bu kişilerin sağlıkları üzerinde zararlı etkileri olacağını söylüyor.
Privacy International’dan avukat Lucie Audibert, yüz tanıma sisteminin hatalı ve tehlikeli olduğunun bilindiğini vurgularken, “Bu teknolojinin ötekileştirilmiş topluluklara ayrımcılık yapma eğilimi var” dedi. Audibert, herhangi bir Avrupa ülkesinin bu “insanlıktan çıkaran” teknolojiyi kullanmadığının da altını çizdi.
University of London’dan Dr. Monish Bhatia da benzer eleştiriler yöneltirken, sürekli olarak elektronik gözetim altında tutulan bireylerin anksiyete, depresyon ve intihar eğilimi gösterdiklerini söyledi.
















Yorumlar