Cambridge Üniversitesi Rektör Yardımcısı Deborah Prentice, Reform Partisi temsilcilerinin üst düzey yöneticilerle temas halinde olduğunu ve bu temasların yükseköğretim politikaları üzerinde ciddi etkileri olabileceğini belirtti.
Üniversite içinde Reform etkisi tartışılıyor
The Sunday Times’ın haberine göre, geçtiğimiz hafta üniversitenin yönetim konseyinde konuşan Prentice, Reform Partisi’nden bir yetkilinin yakın zamanda rektör yardımcılarıyla yaptığı bir görüşmede, üniversiteleri denetleyen Öğrenciler Ofisi’ni (Office for Students) kaldırmayı ima ettiğini aktardı.
Prentice, bu ifadenin ABD’deki benzer siyasi müdahaleleri çağrıştırdığını belirterek, “Kalabalık alkışlamamak için kendini zor tuttu ama Amerika örneği bize sırada ne olabileceğini gösteriyor. Hiç de sevinilecek bir durum değil,” ifadelerini kullandı.
Konsey toplantısında, üniversitenin bazı yöneticilerinin Reform Partisi’nin olası hükümet politikalarının Cambridge üzerindeki etkileri konusunda endişelerini dile getirdiği öğrenildi.
Reform Partisi ile resmi olmayan temaslar
Prentice, Russell Grubu üyesi üniversitelerin rektör yardımcılarının da Reform Partisi’nden önemli isimlerle görüşmeler yürüttüğünü ifade etti. Cambridge’de bazı kişilerin de bu görüşmelere dahil olduğunu belirten Prentice, bu temasların gayri resmi düzeyde gerçekleştiğini ve şeffaf biçimde yürütüldüğünü vurguladı. Mart ayında bu konuda özel bir değerlendirme oturumu yapılması planlanıyor.
Üniversite, doğrudan açıklama yapmaktan kaçınırken, bir kaynak temasların resmi nitelik taşımadığını ve üniversitenin tüm siyasi partilerle güncel meseleleri görüştüğünü belirtti.
Farage’ın yükseköğretim vizyonu tartışılıyor
Reform Partisi lideri Nigel Farage, üniversite eğitimi almamış olmasına rağmen yükseköğretimle ilgili çeşitli politikaları gündeme getirmişti. Seçim öncesinde öğrenci kredilerindeki faizleri kaldırma ve iki yıllık lisans programları sunma vaadinde bulunan Farage, üniversiteleri sıkça “solcu önyargılarla dolu” olmakla suçluyor.
Eylül ayında yaptığı bir konuşmada, İngiltere üniversitelerinin “gençlerin zihinlerini bu adaların tarihi hakkında çarpıtılmış bilgilerle zehirlediğini” öne sürmüştü. Ayrıca yabancı öğrenci sayısının azaltılmasını savunmuş ve üniversitelerin yabancı fonlara “bağımlı” hale geldiğini iddia etmişti.
Cambridge Üniversitesi ile ilişkileri dikkat çeken bir diğer gelişme ise, üniversitede din felsefesi doçenti olan James Orr’un Farage’ın kıdemli danışmanı olarak atanması oldu.
ABD ile paralellik kuruluyor
Cambridge Üniversitesi, son dönemde ABD’nin önde gelen üniversitelerinden üst düzey akademisyenleri çekmeye çalışıyor. The Times’ın Haziran ayındaki haberine göre, Trump yönetiminin Amerikan üniversiteleriyle yaşadığı gerilimden doğan fırsatlar değerlendirilerek bazı akademisyenlerle erken görüşmeler başlatıldı.
Cambridge’in kamu fonlarına ve öğrenci kredilerine olan bağımlılığı göz önüne alındığında, Reform Partisi’nin iktidara gelmesi halinde üniversitenin bu ilişkilerden nasıl etkileneceği merak konusu.
Üniversitenin Şansölyesi Lord Smith de seçim öncesi yaptığı açıklamada, Reform Partisi’nin iktidara gelmesinin Birleşik Krallık’ta ABD’deki popülist dalgaya benzer bir etki yaratabileceğinden endişe ettiğini söylemişti. Smith, “Popülizm genellikle seçkinleri hedef alır,” diyerek üniversitelerin siyasi baskılara açık hale gelebileceği uyarısında bulunmuştu.
















Yorumlar