Reform UK, ülkede “yasadışı” bulunduğu belirtilen kişilerin sınır dışı edilmesini hızlandırmayı hedefleyen kapsamlı bir plan açıkladı. Partinin yeni içişleri sözcüsü Zia Yusuf, Dover’da yaptığı konuşmada “UK Deportation Command” (Birleşik Krallık Sınır Dışı Komutanlığı) kurulmasını önerdi.
Reform UK’dan yılda 288 bin sınır dışı vaadi
Zia Yusuf, Birleşik Krallık’ın “yasadışı göçmenler tarafından istila edildiğini” savunarak, iktidara gelmeleri halinde her yıl 288 bin kişinin sınır dışı edileceğini açıkladı.
Dover’da düzenlenen etkinlikte konuşan Yusuf, partisinin göç politikasına ilişkin kapsamlı ve sert önlemler içeren planlarını kamuoyuyla paylaştı.
Yusuf, ilk hükümet dönemlerinde toplamda 600 binden fazla kişinin sınır dışı edilmesini hedeflediklerini belirtti.
“UK Deportation Command” kurulacak
Reform UK, ABD’deki Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi’ne (ICE) benzer bir yapı olarak tanımlanan “UK Deportation Command” adlı yeni bir birim kurmayı planlıyor.
Yusuf, bu birimin aynı anda 24 bin kişiyi gözaltında tutma kapasitesine sahip olacağını söyledi. Reform’un iktidara gelmesi halinde günde beş sınır dışı uçuşu düzenleneceğini, teknik aksaklık ihtimaline karşı bir RAF Voyager uçağının hazır bekletileceğini ifade etti.
Parti ayrıca, geri kabul anlaşmalarında iş birliği yapmayan Pakistan, Somali, Eritre, Suriye, Afganistan ve Sudan için “vize dondurma” uygulaması başlatılacağını duyurdu.
AİHM’den çekilme ve yeni yasal düzenlemeler
Yusuf, yabancı suçluların haklarının “Britanya vatandaşlarının önüne geçirildiğini” savunarak, Birleşik Krallık’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden (AİHS) çekileceğini söyledi.
Planlar arasında ayrıca şu başlıklar yer alıyor:
- İçişleri Bakanı’nı yasadışı göçmenleri sınır dışı etmeye zorunlu kılacak ve hâkimlerin müdahalesini engelleyecek bir “Yasadışı Göç Toplu Sınır Dışı Yasası”
- Süresiz oturum hakkının kaldırılarak beş yıllık yenilenebilir çalışma vizesi ve ayrı bir eş vizesi sistemine geçilmesi
- Yasadışı girişe yardım etmeyi, niyete bakılmaksızın suç sayacak bir düzenleme
- Yabancı uyrukluların Universal Credit ödeneğine erişiminin kaldırılması
- Yüksek suç oranına sahip bölgelerde genişletilmiş durdurma ve arama yetkileri
- Müslüman Kardeşler ve İran Devrim Muhafızları’nın terör örgütü ilan edilmesi
- Acil yetkiler kullanılarak yeni ve büyük ölçekli cezaevi kapasitesi oluşturulması
Yusuf ayrıca, “Britanya’nın Hristiyan mirasını koruma” hedefi doğrultusunda tüm kiliselere derhal tescilli yapı statüsü verilerek cami ya da başka ibadethanelere dönüştürülmelerinin önleneceğini söyledi.
“İstila” ifadesi tartışma yarattı
Reform UK’ten Kaçak Göçmenler İçin Yeni Plan
Parti, iktidara gelmesi halinde yasa dışı göçmenlerin sınır dışı edilmesi için özel bir kurum kurmayı ve günlük charter uçuşlarla toplu deportasyon başlatmayı vaat etti.
Yusuf, Dover’da parti lideri Nigel Farage ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, Birleşik Krallık’ın “göçmenler tarafından işgal edildiğini” ve “İngiliz halkının sabrının tükendiğini” savundu.
Son sekiz yılda küçük teknelerle ülkeye gelen yaklaşık 200 bin göçmeni “işgal” olarak nitelendiren Yusuf, bu sayının “Normandiya Çıkarması’nda kıyıya çıkanlardan fazla” olduğunu ileri sürdü.
BBC Breakfast programına da konuşan Yusuf, söz konusu program için yıllık toplam 2 milyar sterlin bütçe öngördüklerini açıkladı. Bu tutarın, yasa dışı göçmenlerin konaklama giderlerine harcanan miktarın “küçük bir kısmı” olduğunu savunan Yusuf, programın “kendini fazlasıyla finanse edeceğini” ifade etti.
Konuşmasında “istila” kelimesini bilinçli olarak kullandığını belirten Yusuf, sözlük tanımına atıf yaparak bunun “istenmeyen şekilde çok sayıda insanın girişi” anlamına geldiğini savundu.
“İçişleri Bakanı olarak bu istilayı sona erdirecek ve tersine çevireceğim” diyen Yusuf, AİHS’den ayrılmanın gerekli olduğunu ifade etti.
Yusuf, kamuya açık alanlarda tüm yüz örtülerinin yasaklanmasını şahsen desteklediğini de sözlerine ekledi.
İşçi Partisi’nden tepki
İşçi Partisi ‘nden Anna Turley, Reform’un önerilerine sert tepki gösterdi. Turley, Birleşik Krallık’ın “gururlu, hoşgörülü ve çeşitli bir ülke” olduğunu belirterek, Reform’un “ülkeyi bölmeye yönelik siyaset” yaptığını savundu.
Öte yandan İşçi Partisi hükümeti, öğrenci vizesiyle Birleşik Krallık’a giriş yaptıktan sonra sığınma başvurusunda bulunanlara yönelik kuralları sıkılaştıracağını duyurmuştu.
Başbakan Keir Starmer liderliğindeki hükümet, düzensiz göç ve iltica sistemine ilişkin reform çalışmalarını sürdürürken, Reform UK ise daha sert sınır dışı politikalarıyla kamuoyuna alternatif bir yaklaşım sunuyor.
Muhafazakârlar: “Kopyala-yapıştır”
Muhafazakâr Parti’nin gölge içişleri bakanı Chris Philp, Reform UK’nin önerilerinin “yeni bir şey sunmadığını” savunarak, “Muhafazakâr planların kopyalanıp yapıştırıldığını” öne sürdü. Philp, kendi planlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden (AİHS) çıkmayı, “yasadışı göçmenlerin” bir hafta içinde sınır dışı edilmesini ve “yasadışı giriş yapanların” sığınma başvurularının engellenmesini içerdiğini söyledi.
Muhafazakârlar ayrıca, kendi sınır planları kapsamında yılda 150 bin kişinin sınır dışı edilmesini hedefleyen bir “removals force” kurulacağını belirtiyor.
Liberal Demokratlar: “Britanya sokaklarına kaos getirir”
Liberal Demokratlar’ın içişleri sözcüsü Max Wilkinson, Reform UK’nin “Trump’tan ilham alan, ICE tarzı bir güç” önerisinin “düzen ve kontrol değil, kaos ve düzensizlik” getireceğini savundu. Wilkinson, AİHS’den çıkmanın göç yönetimini kolaylaştıracağı iddiasını da reddederek bunun uluslararası iş birliğini zayıflatacağını ve yurttaşların haklarını riske atacağını söyledi.
STK’lar: “Sadist”, “korkutucu”, “bölücü”
Göçmenlerle çalışan yardım kuruluşu Work Rights Centre’ın CEO’su Dora-Olivia Vicol, Reform UK’nin yalnızca “yasadışı” bulunan kişilerin sınır dışı edilmesini değil, aynı zamanda kalıcı oturum statüsü olan indefinite leave to remain (ILR) sistemini kaldırma fikrini de hedef aldı. Vicol, ABD’de göçmenlik uygulamalarında yaşanan örneklere atıfla, bunun “ailelerin parçalanmasına” yol açabileceğini, ekonomiye ve kamu hizmetlerine zarar verebileceğini ifade etti. Vicol ayrıca, ILR sahiplerinin toplumda öğretmen, NHS çalışanı ve yüksek vergi mükellefleri gibi roller üstlendiğini vurguladı.
Amnesty International UK CEO’su Kerry Moscogiuri ise Yusuf’un göçü “istila” olarak nitelendirdiği söyleminin kamu tartışmasını zehirlediğini belirterek, “Birleşik Krallık’ın bir ICE versiyonuna ihtiyacı olmadığını” söyledi. Moscogiuri, kitlesel gözaltı ve hızlı sınır dışı uygulamalarının “korku, ayrımcılık ve düşük hesap verebilirlik” riskini artırabileceği uyarısında bulundu.
Sığınmacı hakları kuruluşu Asylum Matters kampanyalar sorumlusu Nathan Phillips de planı “tamamen iğrenç ve ürkütücü” olarak niteledi. Phillips, ILR konusunda yalnızca Reform UK’nin değil, mevcut hükümetin de statükoyu bütünüyle korumaya dönük net bir taahhüt vermediğini savundu.
Reform UK’nin önerileri, göç politikalarının seçim gündemindeki ağırlığını artırırken, planın uygulanabilirliği, hukuki çerçevesi ve insan hakları etkileri üzerinden tartışmaların sürmesi bekleniyor.
















Yorumlar