Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın, Pazar günü öğleden sonra yapacağı açıklamayla Filistin devletini resmen tanıyacağını duyurması bekleniyor.
BBC’nin haberine göre, bu karar, İngiltere’nin dış politikasında köklü bir değişikliğe işaret ediyor. Daha önceki hükümetler, tanımanın yalnızca bir barış sürecinin parçası olarak ve en yüksek diplomatik etkiyi yaratacak bir zamanda gerçekleşmesi gerektiğini savunuyordu. Ancak Starmer hükümeti, kalıcı barış umudunun canlı tutulması için ahlaki bir sorumlulukla hareket ettiklerini belirtiyor.
Başbakan, Temmuz ayında yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze’de ateşkese gitmemesi ve iki devletli çözüm yönünde somut adımlar atmaması halinde Eylül ayında Birleşik Krallık’ın pozisyonunun değişeceğini duyurmuştu. Bu açıklamanın ardından tanıma kararının BM Genel Kurulu toplantısından önce alınması yönündeki beklentiler artmıştı.
Uluslararası Destek ve Eleştiriler
Portekiz, Fransa, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerin de Birleşik Krallık’la benzer şekilde Filistin’i tanımaya hazırlandığı bildiriliyor. İspanya, İrlanda ve Norveç ise bu adımı 2024 yılında atmıştı.
Ancak karar, İsrail hükümetinden ve bazı muhalif çevrelerden sert tepki aldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, tanımanın “terörü ödüllendirmek” anlamına geldiğini savundu. Rehinelerin aileleri ise Başbakan Starmer’a açık bir mektup yazarak, bu kararın Gazze’deki 48 rehinenin (yaklaşık 20’sinin hâlâ hayatta olduğu düşünülüyor) kurtarılmasını daha da zorlaştıracağını ifade etti.
Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch da The Telegraph gazetesine yazdığı makalede, “Rehineler serbest bırakılmadan yapılacak tanımanın teröre ödül anlamına geleceği” yönünde uyarıda bulundu.
Gerekçeler: Gazze ve Batı Şeria’daki Durum
Hükümet kaynakları, tanıma kararının gerekçeleri arasında İsrail’in son haftalardaki askeri operasyonları, Gazze’deki insani krizin derinleşmesi ve Batı Şeria’daki yasadışı yerleşimlerin artmasını gösterdi. Adalet Bakanı Shabana Mahmood, özellikle E1 yerleşim projesinin iki devletli çözüm ihtimalini tehdit ettiğini belirtti.
Gazze’deki çatışmalar, yaklaşık iki yıl önce Hamas’ın güney İsrail’e düzenlediği ve 1.200 kişinin öldüğü, 251 kişinin ise rehin alındığı saldırıyla başlamıştı. O tarihten bu yana Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre milyonlarca Filistinli yerinden edildi, altyapı büyük oranda yıkıldı ve Hamas’ın yönettiği sağlık bakanlığına göre 65 binden fazla kişi hayatını kaybetti.
Geçtiğimiz hafta bir BM soruşturma komisyonu, İsrail’in Gazze’de soykırım suçu işlediği sonucuna varmış, İsrail ise bu raporu “çarpıtılmış ve asılsız” olarak nitelendirmişti.
Hamas’a Karşı Tutum Net
Başbakan Starmer, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ile bu ay başında Londra’da yaptığı görüşmede, Hamas’ın gelecekteki bir Filistin yönetiminde hiçbir rol oynamaması gerektiği konusunda mutabık kalmıştı. Hükümet, Hamas’ı terör örgütü olarak tanımayı sürdürüyor ve önümüzdeki haftalarda Hamas’a yönelik yeni yaptırımların açıklanacağını belirtiyor.
Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, devlet olmanın Filistin halkının hakkı olduğunu ve bunun Hamas’ın eylemlerine bağlı tutulamayacağını vurguladı.
İki Devletli Çözüm Baskısı
Filistin’in uluslararası alanda tanınması uzun süredir İşçi Partisi içindeki birçok milletvekilinin savunduğu bir politika. Temmuz ayında Starmer konuşmasını yapmadan hemen önce, 200’den fazla İşçi Partisi milletvekili hükümete Filistin’i derhal tanıma çağrısı yapmıştı.
Starmer, Temmuz ayında yaptığı açıklamada, “Bu çözüm şu an tehdit altında ve harekete geçme zamanı” ifadelerini kullanmıştı.
Şu anda Filistin, BM’ye üye 193 ülkenin yaklaşık %75’i tarafından tanınıyor. Ancak uluslararası düzeyde belirlenmiş sınırları, başkenti ya da ordusu bulunmuyor. Bu nedenle tanıma, büyük ölçüde sembolik bir adım niteliğinde görülüyor.
Hükümet ise bu kararla birlikte barış sürecinin yeniden canlandırılması ve iki devletli çözümün mümkün kılınması için uluslararası baskının artırılmasını hedefliyor.
















Yorumlar