Kraliyet Savcılık Servisi (CPS) verileri, İngiltere ve Galler’de boğma ve nefessiz bırakma suçlamalarının, suçun yasal olarak tanımlanmasından bu yana geçen üç yılda neredeyse altı kat arttığını ortaya koydu.
The Guardian’ın haberine göre, 2022 yılında yürürlüğe giren Aile İçi İstismar Yasası kapsamındaki yeni düzenleme, mevcut yasadaki boşluğu doldurarak mahkemelere çok daha geniş cezalandırma yetkileri verdi.
Suçun ciddiyetinin tanınmasında önemli bir değişim
CPS’in aile içi şiddet başsavcısı Kate Brown, daha önce ellerindeki yasal seçeneklerin bazı vakalar için yetersiz kaldığını belirtti. Brown, yeni mevzuatın “suçun ciddiyetinin tanınmasında önemli bir değişimi” işaret ettiğini vurguladı.
Nefessiz bırakma ve boğma suçları artık beş yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Daha önce, cinayete teşebbüs veya ağır bedensel zarar gibi en ciddi vakalar dışındaki olaylar, savcılar tarafından genellikle sadece altı aylık bir ceza sınırı olan “basit saldırı” kapsamında değerlendirilmek zorunda kalınıyordu.
Kate Brown, mağdurların yaşadığı dehşeti şu sözlerle anlattı: “Mağdurlardan bildiğimiz şey, bunun kesinlikle korkutucu olabildiğidir. Boğuldukları sırada gerçekten ölebileceklerine inanıyorlar.”
Dava sayılarında çarpıcı artış
Suçla ilgili verileri ilk kez açıklayan CPS rakamlarına göre, suçlamalar 2022-23 döneminde 1.483 iken, 2024-25 döneminde 8.545‘e yükseldi. Sadece 2025-26’nın ilk çeyreğinde 2.656 suçlama kaydedilmesi, sayıların gelecek yıl tekrar artacağına işaret ediyor.
Bölgesel verilere bakıldığında:
Londra‘da suçlamalar %550‘den fazla artış gösterdi.
İngiltere‘nin kuzeybatısında rakamlar 238’den 1.104‘e çıktı.
Yorkshire ve Humberside bölgesinde ise üç yıl önce 179 olan suçlama sayısı 989‘a ulaştı.
Kate Brown, artışın savcıların yasayı daha etkin kullanmasına ve daha fazla mağdurun şikayetçi olmasına bağlı olduğunu belirtti.
Aile içi şiddet ve cinsel saldırı bağlantısı
Aynı zamanda Wessex bölgesi başsavcısı olan Brown, boğma veya nefessiz bırakma suçlarının genellikle zorlayıcı kontrol, cinsel suçlar veya görüntü tabanlı istismar (image-based abuse) ile birlikte işlendiğini ifade etti. Brown, “Boğma vakalarının %90’ı aile içi şiddet alanında gerçekleşiyor” dedi.
CPS, savcıların bu “istismar katmanlarını” tanıması için eğitimler verdiğini ve travma eğitimine büyük yatırım yaptığını açıkladı. Kurumun yakın zamanda yayımladığı kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddet stratejisi, boğmayı “yüksek zarar ve yüksek riskli” bir suç olarak tanımlıyor.
Strangulation Enstitüsü’nün araştırmalarına atıfta bulunan Brown, nefessiz bırakma eyleminin özellikle gençler arasında cinsel ilişkilere de girdiğini, ancak “rıza”nın bu suçlar için bir savunma olamayacağını vurguladı.
Mağdurlar için hayati tehlike ve adalet arayışı
Başsavcı Yardımcısı Ellie Reeves, boğma olaylarının nadiren münferit vakalar olduğunu belirtti. Reeves, “Mağdurlar genellikle kalıcı zararlara neden olan ve hayatları yok eden sürekli fiziksel ve psikolojik istismara maruz kalıyor. Bu artık sona ermeli” dedi.
Kate Brown ise boğmanın daha fazla şiddet için bir “tetikleyici suç” olduğunu belirterek şu uyarıda bulundu:
“Bu tam bir güç istismarıdır. Birinin hayatı ellerinizin arasındadır ve bu durum nihayetinde bir cinayete veya ölüme yol açabilir.”
















Yorumlar