Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın özel kalem müdürü Morgan McSweeney, Lord Peter Mandelson’ın ABD Büyükelçisi olarak atanmasına ilişkin yaşanan tartışmaların ardından görevinden istifa etti. McSweeney, söz konusu atama konusunda Başbakan’a tavsiyede bulunduğunu belirterek “tam sorumluluk” aldığını açıkladı.
ITV News’in haberine göre McSweeney, Pazar günü yayımladığı yazılı açıklamada, Mandelson’ın Washington’a büyükelçi olarak atanmasının “yanlış bir karar” olduğunu ifade etti ve bu kararın hem İşçi Partisi’ne hem de siyasete olan güvene zarar verdiğini söyledi.
Atama parti içinde tepki çekti
McSweeney, özellikle İşçi Partisi içinde artan baskılarla karşı karşıyaydı. Parti içinden birçok isim, Mandelson’ın atanmasının arkasındaki isim olarak McSweeney’i işaret etmişti. Mandelson, geçen yıl ABD’deki üst düzey diplomatik görevinden, Jeffrey Epstein ile olan ilişkileri nedeniyle görevden alınmıştı.
Daha sonra ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni belgelerde, Mandelson’ın 2008 küresel finans krizi sırasında Epstein’a piyasa hassasiyetine sahip bilgiler sızdırmış olabileceğine dair iddialar yer aldı. Bunun üzerine Mandelson, İşçi Partisi’nden istifa etmiş ve Lordlar Kamarası’ndan çekilmişti.
“Onurlu olan görevden ayrılmaktı”
McSweeney açıklamasında, “Peter Mandelson’ın atanmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu tavsiyeyi Başbakan’a ben verdim ve sorumluluğu tamamen üstleniyorum. Kamu hayatında sorumluluk, en çok ihtiyaç duyulduğunda alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
İstifa kararının kolay olmadığını belirten McSweeney, bugüne kadar her zaman “sıradan insanların hayatlarını iyileştirmeyi hedefleyen bir İşçi Partisi hükümeti” için çalıştığını vurguladı. Açıklamasında ayrıca, Epstein mağduru kadın ve kız çocuklarının yaşadıklarının unutulmaması gerektiğini söyledi ve devlet içindeki güvenlik ve inceleme süreçlerinin kapsamlı şekilde yeniden ele alınması çağrısında bulundu.
Starmer: Partiye büyük katkı sağladı
Başbakan Keir Starmer, McSweeney’nin istifasının ardından yaptığı açıklamada, uzun yıllar birlikte çalıştığı McSweeney’e teşekkür etti. Starmer, “Partimizi tarihinin en ağır yenilgilerinden birinden çıkaran ve seçim kampanyamızı yöneten kilit isimdi. Büyük seçim zaferimizde önemli payı var” dedi.
Starmer ayrıca McSweeney’nin partiye ve ülkeye olan bağlılığını övdü ve hizmetlerinden dolayı minnettar olduğunu belirtti.
Muhalefetten eleştiri
Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch ise istifanın ardından Başbakan’ı hedef aldı. Badenoch, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, Starmer’ın sorumluluğu başkalarına yüklediğini savunarak, “Kötü kararlarının sorumluluğunu kendisi almalı” ifadelerini kullandı.
Starmer’ın eski özel kalem müdürü Morgan McSweeney kimdir?
Sessiz ama etkili bir stratejist olarak görülen McSweeney, Keir Starmer’ın yükselişinde kilit rol oynadı.
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın eski özel kalem müdürü Morgan McSweeney, kamuoyunda düşük profilli duruşuna rağmen İşçi Partisi’nin son yıllardaki dönüşümünde en etkili isimlerden biri olarak kabul ediliyor. McSweeney’nin gücü ve etkisi, uzun yıllara dayanan seçim kazanma odaklı siyasi strateji tecrübesinden kaynaklanıyor.
İrlanda’dan Londra’ya uzanan bir yolculuk
İrlanda’nın Cork kontluğundaki Macroom kasabasında doğan McSweeney, bir muhasebeci baba ve emekli bir ofis çalışanının oğlu olarak “rahat” bir çocukluk geçirdi. Genç yaşta Londra’ya taşındı; ilk yıllarında inşaatlarda çalıştı.
Daha sonra London School of Economics (LSE)’e kabul edildi ancak eğitimini yarıda bıraktı. Maguire ve Pogrund’un kaleme aldığı Get In adlı kitaba göre, altı ay boyunca bir İsrail kibbutzunda yaşadıktan sonra Londra’ya döndü ve Middlesex Üniversitesi’nde siyaset ve pazarlama eğitimi alarak mezun oldu.
İşçi Partisi’nde yükseliş
McSweeney, siyasete Tony Blair döneminde İşçi Partisi genel merkezinde alt düzey bir görevle adım attı. Ardından, o dönem Lambeth’te belediye meclis üyesi olan ve bugün Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanı olarak görev yapan Steve Reed ile çalışmaya başladı. Reed, partiyi yerel düzeyde sert sol kanattan geri almaya çalışıyordu.
2006’da McSweeney, İşçi Partisi’nin Lambeth Belediyesi’ni yeniden kazanmasını sağlayan kampanyada önemli rol oynadı. Bu başarı, onun “kazanan kampanyalar” yürüten bir stratejist olarak ününü pekiştirdi.
Aşırı sağa karşı mücadele ve başarısızlıklar
McSweeney’nin ünü, Barking and Dagenham bölgesinde, göçmen karşıtı British National Party (BNP)’ye karşı yürütülen kampanyayla daha da arttı. 2010 genel seçimleri öncesinde BNP’nin yükselişini durdurmayı hedefleyen, yerel sorunlara odaklı stratejide kilit rol oynadı.
Ancak kariyeri yalnızca başarılarla dolu değildi. 2015’te Liz Kendall’ın İşçi Partisi liderliği adaylığını yönetti; Kendall, Jeremy Corbyn’in kazandığı yarışta yalnızca yüzde 4,5 oy alabildi.
Starmer dönemi ve parti dönüşümü
2017’de McSweeney, Corbyn liderliğindeki parti çizgisine karşı çıkan düşünce kuruluşu Labour Together’ın direktörü oldu. Kuruluş, daha sonra Keir Starmer’ı destekledi. Bu dönemde bağış bildirimlerindeki gecikme ve hatalar nedeniyle Seçim Komisyonu, Labour Together’a 14 bin 250 sterlin para cezası kesti. Buna rağmen kapsamlı bir soruşturma yeniden açılmadı.
McSweeney, Starmer’ın 2020 liderlik kampanyasını yönetmek üzere Labour Together’dan ayrıldı. Ardından muhalefet döneminde Starmer’ın özel kalem müdürü oldu ve Corbyn yanlısı isimlerin parti içindeki etkisinin azaltılmasında aktif rol oynadı.
The Times’a göre bu süreçte McSweeney, Starmer’ın iktidara uzanan üç yıllık planını kurguladı: partiyi “toksik” algıdan arındırmak, etkili bir muhalefet yürütmek ve suç, savunma ile ekonomi başlıklarında Muhafazakârları geride bırakmak.
2024 zaferinin mimarlarından
2024 genel seçimleri öncesinde İşçi Partisi’nin kampanya direktörü olan McSweeney, aday belirleme sürecini yönetti. Bu süreçte sol kanattan bazı isimlerin dışlanması, sendikalarla sert tartışmalara yol açtı.
Seçimlerde McSweeney’nin eşi Imogen Walker da milletvekili seçildi. Walker, Hamilton and Clyde Valley bölgesini temsil ediyor.
McSweeney, özellikle 2019’da Boris Johnson’a oy veren ancak geri kazanılması hedeflenen “hero voters” olarak adlandırılan seçmenlere odaklanılmasıyla tanındı. Kaynakların kritik seçim bölgelerine yönlendirilmesi stratejisi, bazı “güvenli” bölgelerdeki üst düzey isimlerin aleyhine sonuçlar doğurdu.
Sonuçta İşçi Partisi, oy oranını iki puandan az artırmasına rağmen 200’den fazla sandalye kazanarak tarihi bir seçim zaferi elde etti. Bu başarının perde arkasındaki en etkili isimlerden biri olarak Morgan McSweeney gösterildi.
















Comments