Türkiye ile Birleşik Krallık arasında İstanbul’da imzalanan mutabakat zaptı, Türkiye’yi resmi olarak Eurofighter Typhoon kullanıcıları arasına katılmaya bir adım daha yaklaştırdı. İngiltere Savunma Bakanı John Healey ve Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler tarafından imzalanan belge, NATO içindeki işbirliğinin güçlendirilmesi yönünde önemli bir adım olarak görülüyor.
Alman hükümeti de Türkiye’ye 40 adet Eurofighter Typhoon satılmasına onay verdi. Yaklaşık 4,75 milyar euro değerindeki bu satış, Türkiye’nin hava kuvvetlerinin modernizasyonunda kritik bir rol oynayacak.
BYTV’den Ergin Balabeyoğlu’na konuşan İngiltere merkezli düşünce kuruluşu The Royal United Services Institute for Defence and Security Studies (RUSI)’de Hava Gücü ve Teknoloji alanında Kıdemli Araştırmacı olarak görev yapan Prof. Justin Bronk, Eurofighter hamlesinin, Türk Hava Kuvvetleri’ni 2035’e kadar yarışta tutacak dedi.

Prof. Justin Bronk
Bronk’a göre, Eurofighter’ın Türkiye’ye satışı yalnızca askeri değil, siyasi açıdan da anlam taşıyor. Bu satış, hassas teknolojilerin paylaşılması nedeniyle Türkiye ile NATO arasındaki güveni yeniden teyit eden bir gösterge niteliğinde.
Prof. Bronk “Eurofighter Typhoon’un Türkiye’ye satılması, sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj. Eurofighter ileri teknoloji barındırıyor ve bu teknoloji paylaşımı NATO’nun Türkiye’ye olan güvenini gösteriyor. Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasının ardından, Typhoon Türkiye’ye kaybettiği stratejik hava gücü üstünlüğünü telafi etme fırsatı sunuyor.” dedi.
Bölgesel Dengeye Etkisi Sınırlı Ama Stratejik
Bronk, Eurofighter’ın kısa vadede bölgesel dengeleri değiştirmeyeceğini, ancak Türkiye’nin hava gücünü uzun vadede rekabetçi tutacağını belirtiyor. Ona göre, yeni uçakların filoya entegre edilmesi ve pilotların yeni sistemlere tam uyum sağlaması zaman alacak.
“İlk birkaç yıl içinde denge değişmeyecek çünkü Türk Hava Kuvvetleri’nin bu uçakları tam anlamıyla kullanabilir hale gelmesi zaman alacak. Ancak bu adım, Türkiye’nin Yunanistan, İsrail ve Rusya gibi bölgedeki diğer hava güçleriyle rekabette geri düşmesini engelleyecek. F-4 Phantom’ların yerine geçecek bu uçaklar ve F-16 modernizasyonu, Türkiye’ye en az 10-15 yıl boyunca güçlü bir kapasite sağlayacak.”
Buna rağmen Türkiye, bu sayede Yunanistan, İsrail ve Rusya gibi bölgesel rakipleri karşısında geri kalmaktan kurtulacak. F-4 Phantom filosunun yenilenmesi ve F-16’ların modernizasyonu ile birlikte Typhoon, Türkiye’ye en az 10-15 yıl boyunca yüksek operasyonel kapasite sağlayacak.
Yunanistan ve İsrail’in İtirazları Etkili Olur mu?
Ankara’nın bu hamlesi Atina ve Tel Aviv’de rahatsızlık yaratsa da Prof. Bronk, bu itirazların somut bir sonuç doğurmayacağını düşünüyor. Ona göre, Yunanistan ve İsrail Eurofighter üretim programının ortakları değil ve bu nedenle süreci etkileme güçleri sınırlı. Ayrıca Eurofighter, bölgesel dengeleri dramatik biçimde değiştirecek bir sistem olarak görülmüyor.
The @eurofighter Typhoon will form the backbone of air defence in to the 2060s and our teams are constantly pushing its capability forward.
Find out more about Typhoon’s latest digital leap: https://t.co/5GeuN3AB8y pic.twitter.com/eBrTSOpIJC
— BAE Systems Air (@BAESystemsAir) July 7, 2025
F-16 ve TF-X KAAN ile Uyumlu Olacak mı?
Türkiye’nin halihazırda kullandığı F-16’lar ve TUSAŞ’ın geliştirdiği yerli savaş uçağı TF-X KAAN ile Eurofighter Typhoon’un uyumluluğu, anlaşmanın en çok merak edilen konularından biri. Prof. Bronk, Eurofighter’ın Türkiye’nin mevcut F-16 filosu ve geliştirmekte olduğu TF-X savaş uçağı programıyla yüksek derecede uyumlu olacağını vurguluyor. NATO standartlarına uygun veri paylaşım sistemleri ve mühimmat, entegrasyon sürecini kolaylaştıracak.
“Eurofighter Typhoon, NATO standartlarına uygunluğu sayesinde F-16 filosuyla kolayca entegre olabilir. Veri paylaşımında kullanılan Link 16 sistemi ve AIM-120 AMRAAM gibi ortak mühimmatlar, bu entegrasyonu hızlandıracak. TF-X (KAAN )konusunda ise Türkiye’nin Rolls Royce ve BAE Systems ile mevcut işbirliği, gelecekteki uyumu kolaylaştıracaktır.”
✈️ Der Spiegel: Alman hükümeti, Türkiye’ye Eurofighter Typhoon teslimatının önünü açtı
ℹ️ Eurofighter, İngiltere ve Almanya’nın yanı sıra İtalya ve İspanya’yı da içeren konsorsiyum tarafından üretiliyor https://t.co/5ECU9l2stR pic.twitter.com/FlQou5stRl
— Anadolu Ajansı (@anadoluajansi) July 23, 2025
Türkiye İçin Üretimde Değil, Bakımda Rol Bekleniyor
Türkiye’nin Eurofighter üretim sürecine katılmasının ise düşük bir ihtimal olduğunu belirten Bronk, mevcut üretim zincirinin oldukça olgun ve verimli olduğunu, Türkiye’nin bu sürece eklenmesinin maliyet ve zaman açısından dezavantaj yaratacağını ifade ediyor.
“Türkiye isterse, bakım süreçlerine kesinlikle katılabilir ve ülkede bir bakım üssü kurabilir. Zaten filonun bir kısmının bakımının Türk Hava Kuvvetleri tarafından yapılması gerekecek. Ancak programa daha derin bir entegrasyon, büyük ölçüde maliyetle ilgilidir. Eurofighter’ın Birleşik Krallık, Almanya, İtalya ve İspanya’da 20 yılı aşkın bir süredir oturmuş ve verimli bir tedarik ve üretim zinciri var. Türkiye’de yeni bir üretim veya kapsamlı bakım tesisi kurmak, ana ortak ülkelerde yapılmasına kıyasla çok daha pahalı olur ve üretim süresini en az beş yıl uzatır.”
Prof. Justin Bronk Kimdir?
Prof. Justin Bronk, İngiltere merkezli düşünce kuruluşu RUSI’de (Royal United Services Institute) Hava Gücü ve Teknoloji alanında Kıdemli Araştırmacıdır ve RUSI Defence Systems dergisinin editörlüğünü yürütmektedir. Uzmanlık alanları arasında modern savaş uçakları, Rusya ve Çin hava savunma sistemleri, insansız hava araçları ve yeni nesil silah teknolojileri bulunmaktadır.
Bronk ayrıca Norveç Kraliyet Hava Kuvvetleri Akademisi’nde profesörlük yapmaktadır. King’s College London’da tamamladığı doktorasında İngiliz savaş uçağı tasarımlarını incelemiştir. 300’den fazla uçuş saatine sahip özel pilot olan Bronk, Eurofighter Typhoon, Rafale, Gripen ve F-16 gibi birçok savaş uçağında uçuş deneyimi edinmiştir.
















Comments