İngiltere Parlamentosu’na bağlı Home Affairs Committee (İçişleri Komitesi), hükümetin göç politikalarında planladığı kapsamlı değişiklikleri değerlendiren yeni bir rapor yayımladı. Komitenin “Earned Settlement: Examining the Government’s proposed reforms” başlıklı raporu, göçmenlerin kalıcı oturum hakkı (Indefinite Leave to Remain – ILR) için getirilmeyi planlanan yeni sistemi ayrıntılı biçimde inceliyor.
Rapora göre hükümet, göçmenlerin büyük bölümü için kalıcı oturum başvurusu yapma süresini 5 yıldan 10 yıla çıkarmayı planlıyor. Bu değişiklik, göçmenlerin ekonomik katkısı ve gelir seviyesine göre şekillenecek yeni bir “kazanılmış yerleşim” (Earned Settlement) modeli kapsamında değerlendiriliyor.
Yeni sistemde kalıcı oturum süresi değişebilir
Kalıcı oturum, İngiltere’de süresiz yaşama ve çalışma hakkı sağlıyor ve aynı zamanda İngiliz vatandaşlığına başvurunun ön koşulu olarak kabul ediliyor.
Hükümetin önerdiği modelde ise kalıcı oturum süresi sabit olmayacak. Göçmenlerin:
- gelir düzeyi
- İngilizce seviyesi
- ekonomik katkısı
- toplumsal faaliyetleri
gibi kriterler değerlendirilerek bekleme süresi azaltılabilecek veya uzatılabilecek.
Önerilen modele göre:
- Standart kalıcı oturum süresi 10 yıl olacak
- Orta vasıflı bazı meslekler için süre 15 yıla kadar çıkabilecek
- Bazı ihlal veya cezalar durumunda 30 yıla kadar uzayan süreçler oluşabilecek
- Yüksek gelirli çalışanlar veya bazı kamu hizmeti çalışanları için ise süre daha kısa olabilecek
Göçteki artış reformların gerekçesi
Komite raporunda, hükümetin bu reformları gündeme getirmesinin temel nedeninin son yıllarda yaşanan yüksek göç seviyeleri olduğu ifade ediliyor.
Ulusal İstatistik Ofisi verilerine göre İngiltere’ye göç 2023 yılında yaklaşık 1,46 milyon kişi ile zirve yaptı. Daha sonraki dönemde göçte düşüş görülse de hükümet önümüzdeki yıllarda çok sayıda kişinin kalıcı oturum başvurusu yapmasını bekliyor.
Home Office tahminlerine göre 2026 ile 2030 yılları arasında 1,3 milyon ile 2,2 milyon kişi arasında göçmenin kalıcı oturum alması mümkün olabilir.
Yeni ekonomik şartlar getiriliyor
Rapora göre yeni modelde kalıcı oturum için bazı ekonomik şartlar da getirilecek.
Buna göre başvuru sahiplerinin en az yıllık 12.570 sterlin gelir elde etmiş olması gerekecek. Ayrıca başvuru sahiplerinden:
- İngilizceyi B2 seviyesinde konuşmaları
- Life in the UK testini geçmeleri
- kamuya borçlarının olmaması
gibi şartları yerine getirmeleri beklenecek.
Gelir seviyesi yüksek olan göçmenler için ise kalıcı oturum süresi kısalabilecek. Örneğin:
- 50.270 sterlin ve üzeri gelir elde edenler için 5 yıl indirim
- 125.140 sterlin ve üzeri gelir elde edenler için 7 yıl indirim
gibi seçenekler değerlendiriliyor.
- Yüksek Gelir Avantajı: Yıllık 125.140 £ üzerinde kazancı olanlar oturum süresinden 7 yıl düşürerek 3 yılda yerleşiklik alabilecek. 50.270 £ üzeri kazananlar ise 5 yıl indirim kazanacak.
- Dil Yeterliliği: C1 seviyesinde İngilizce bilenler bekleme süresinden 1 yıl düşürebilecek.
- Kamu Hizmeti ve Gönüllülük: Yüksek vasıflı kamu görevlileri ve toplum yararına gönüllü çalışanlar 3 ila 5 yıl arası erken oturum alabilecek.
- Cezai Süre Uzatımları: Kamu fonlarından (benefits) yararlananların bekleme süresine 5 ila 10 yıl eklenebilecek. İllegal giriş yapanlar veya vize süresini aşanlar için bekleme süresi 20 yıla kadar uzayabilecek.
Bakım sektörü çalışanları tartışmanın merkezinde
Raporun en dikkat çekici kısımlarından biri, orta vasıflı çalışanlar ve bakım sektörü personeli (care workers) için önerilen 15 yıllık temel bekleme süresidir. Hükümet, düşük ücretli çalışanların yerleşiklik aldıktan sonra kamu maliyesine getireceği mali yükü azaltmayı hedeflerken, Komite bu durumun sektörel bir krize yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Care England CEO’su Profesör Martin Green, bu değişikliğin personeli elde tutmayı imkansız hale getireceğini ve bazı bölgelerde “bakım çöllerine” yol açacağını savunuyor.
2022 yılında bakım sektöründeki iş gücü açığını kapatmak amacıyla vize sistemi genişletilmişti. Ancak komite, bu süreçte beklenenden çok daha fazla sayıda kişinin sağlık ve bakım vizeleriyle ülkeye geldiğini belirtiyor.
Komiteye göre bakım çalışanlarının çoğu düşük ücretli işlerde çalıştığı için kalıcı oturum aldıktan sonra devlet yardımlarına başvurma olasılıkları diğer göçmenlere göre daha yüksek olabilir. Bu nedenle hükümet kalıcı oturum süresini uzatarak kamu maliyesi üzerindeki etkileri sınırlamak istiyor.
Uzmanlardan eleştiriler
Komite raporunda görüş bildiren bazı uzmanlar ve kurum temsilcileri ise planlanan değişikliklere eleştirel yaklaşıyor.
King’s College London’da ekonomi ve kamu politikası profesörü Jonathan Portes, reformların mevcut göçmenlere uygulanmasının İngiltere’nin uluslararası yetenekleri çekme kapasitesini olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
Portes’e göre göçmenler İngiltere’ye gelirken uzun vadeli planlar yapıyor ve kuralların sonradan değiştirilmesi ülkenin cazibesini azaltabilir.
Migration Advisory Committee’in eski başkanı Prof. Alan Manning ise özellikle sosyal bakım çalışanları için önerilen uzun bekleme sürelerinin riskler yaratabileceğini söyledi. Manning, bu durumun bazı çalışanların yıllarca aynı işte kalmasına yol açabileceğini ve iş gücü hareketliliğini sınırlayabileceğini ifade etti.
Komite, inceleme süresince 5.700’den fazla yazılı kanıt ve çok sayıda uzman tanıklığı topladı. Düzenlemeye karşı çıkanların temel argümanları şunlar:
- Hukuki Güvenlik ve Geriye Dönük Uygulama: Law Society (Hukuk Cemiyeti), yeni kuralların halihazırda Birleşik Krallık’ta olan ve 5 yıllık plana göre hayatını kuran kişilere uygulanmasının “temel adalet ilkelerini” sarsacağını belirtti.
- Çocuk Hakları ve Yoksulluk: Chrisann Jarrett (We Belong CEO’su), uzun oturum yollarının çocuklarda “devlet tarafından istenmeme” hissi yarattığını ve üniversite eğitimi gibi fırsatlara erişimi engellediğini vurguladı. Barnardo’s gibi yardım kuruluşları ise kamu yardımı kısıtlamalarının çocuk yoksulluğunu derinleştireceğini bildirdi.
- İşçi İstismarı Riski: İşçi sendikaları (TUC), 15 yıl boyunca sponsorlu vizeye mahkum edilen işçilerin, işverenlerine olan bağımlılıkları nedeniyle sömürüye açık hale geleceğini savunuyor.
Çocuklar üzerindeki etkiler de tartışılıyor
Raporda yeni sistemin göçmen çocuklar üzerindeki etkilerine de geniş yer verildi.
Komiteye göre bazı çocuklar yeni sistem nedeniyle uzun yıllar geçici göçmen statüsünde kalabilir.
Uzmanlar, İngiltere’de büyüyen çocukların statülerinin belirsiz olmasının eğitim, kariyer ve aidiyet duygusu üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Komite bu nedenle küçük yaşta ülkeye gelen çocukların 18 yaşına kadar kalıcı oturum elde etmesinin sağlanmasını önerdi.
Yoksulluk ve sosyal etkiler
Raporda ayrıca yeni sistemin bazı göçmen ailelerde çocuk yoksulluğunu artırabileceği yönünde uyarılar da yer aldı.
Kalıcı oturum almayan göçmenlerin çoğu “No Recourse to Public Funds” kuralı nedeniyle devlet yardımlarına erişemiyor. Bu durum özellikle düşük gelirli ailelerin çocuklarını etkileyebiliyor.
Komite, reformların bu tür sosyal sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Hükümete dikkatli uygulama çağrısı
Komite raporunun sonunda hükümete, reformları uygulamadan önce detaylı etki analizleri yapılması ve özellikle çocuklar, bakım sektörü çalışanları ve hâlihazırda İngiltere’de bulunan göçmenler için geçiş düzenlemeleri oluşturulması çağrısında bulunuldu.
Hükümetin yeni sistemin bazı unsurlarını 2026 yılı içinde yürürlüğe koymayı planladığı belirtiliyor. Ancak komite, böylesine kapsamlı bir reformun aceleye getirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Raporda, kalıcı oturum sisteminde yapılacak değişikliklerin hem göç yönetimi hem de ekonomik ve sosyal politikalar açısından geniş etkiler doğurabileceği ifade edilerek hükümetin dengeli ve kapsamlı bir yaklaşım benimsemesi gerektiği kaydedildi.
Komite Kimlerden Oluşuyor?
Bu raporu hazırlayan İçişleri Komitesi, Avam Kamarası tarafından atanan ve İçişleri Bakanlığı’nın (Home Office) politikalarını denetleyen partiler üstü bir yapıdır. Mevcut başkan Muhafazakar Parti’den Dame Karen Bradley’dir ve komitede İşçi Partisi, Liberal Demokrat ve bağımsız üyeler bulunmaktadır.
Raporun sonuç bölümünde, hükümetin “katkı payı” odaklı yaklaşımı prensipte desteklense de, halihazırda ülkede olan kişilerin haklarının korunması ve özellikle 2021’den önce gelenlerin bu yeni sistemden muaf tutulması tavsiye edilmiştir.
















Comments