Oscar Wilde’ın Salome’si, tiyatro tarihinde defalarca yorumlanan, arzu, güç, inanç ve saplantı arasındaki sınırları sorgulayan bir metin. Edinburgh Fringe’de sahnelenen Salome ise bu tanıdık hikâyeye, oyuncu sayısını ve süreyi minimuma indirerek farklı bir açıdan bakıyor.
Türkiye’den yönetmen Ali Barışık’ın imzasını taşıyan yapımda Naz Yeni, yalnızca tek bir karakteri değil, hikâyedeki dört farklı kişiyi canlandırıyor. Salome, Jokanaan, Young Soldier ve Tetrarch aynı oyuncunun bedeninde buluşuyor.

Edinburgh
Fotoğraf: Ergin Balabeyoğlu
Bence oyunun en dikkat çekici tarafı da tam olarak burada başlıyor.
Yaklaşık 30 dakikalık sürede dört karakteri birbirinden ayırmak kolay bir tercih değil. Ancak Salome, bunu yalnızca bir oyunculuk gösterisine dönüştürmek yerine, hikâyenin anlatım biçiminin merkezine yerleştiriyor. Özellikle yaşlı Salome’nin gözünden geçmişe bakılması, Wilde’ın metnini yeniden düşünmek için ilginç bir alan açıyor.
Tanıdık hikâyeye farklı bir bakış
Salome ve Vaftizci Yuhanna arasındaki hikâyeyi bilmeyen azdır. Ancak burada mesele yalnızca ne olduğu değil, nasıl hatırlandığı.
Barışık’ın yönetmenlik yaklaşımında geçmiş ile şimdi arasında sürekli bir gerilim hissediliyor. Genç Salome’nin arzusu, Jokanaan’ın reddedişi ve Tetrarch’ın iktidar alanı aynı oyuncunun performansı üzerinden birbirine bağlanıyor.

Bu tercih, oyunu geleneksel bir karakter anlatısından çıkarıp daha yoğun ve sembolik bir tiyatro deneyimine yaklaştırıyor.
Benim açımdan yapımın en başarılı tarafı, kısa süresine rağmen hikâyeyi gereğinden fazla açıklamaya çalışmaması. Salome, seyirciye her şeyi anlatmak yerine bazı boşlukları seyircinin tamamlamasına izin veriyor.
Naz Yeni’nin performansı
Tek oyunculu bir yapımın başarısı büyük ölçüde oyuncunun sahne üzerindeki dönüşüm gücüne bağlı. Naz Yeni, dört karakter arasında geçiş yaparken oyunun bütün yükünü taşıyor.
Burada önemli olan yalnızca farklı karakterleri oynamak değil; seyircinin birkaç saniye içinde kiminle karşı karşıya olduğunu anlayabilmesini sağlamak.

Edinburgh Fringe’de farklı bir Salome: Ali Barışık’ın yönetiminde tek oyuncuyla beş karakter
Yeni’nin performansı, özellikle karakterler arasındaki psikolojik ve fiziksel farklılıkları belirginleştirdiği anlarda oyunun ritmini ayakta tutuyor. Bu nedenle Salomeyi yalnızca Wilde’ın metninin yeni bir uyarlaması olarak değil, aynı zamanda oyunculuk üzerine kurulmuş kompakt bir sahne çalışması olarak görmek mümkün.
Ali Barışık’ın tiyatro yaklaşımı
Ali Barışık’ın tiyatro kariyerine bakıldığında Salomenin arkasındaki yaklaşım daha anlamlı hale geliyor.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde oyunculuk, rol analizi ve yönetmenlik dersleri veren Barışık, Türkiye Devlet Tiyatroları için Hamlet, Richard III ve Much Ado About Nothing gibi Shakespeare oyunlarını da yönetiyor.

Doçent Ali Barışık
Birleşik Krallık ile profesyonel bağlantısı ise öğrencilik yıllarına kadar uzanıyor. Royal Shakespeare Company’nin Work Experience programına kabul edilen Barışık, daha sonra BBC Radio 3 ve RSC ortak yapımı Regime Changede oyuncu olarak yer aldı ve RADA’da oyunculuk eğitimi aldı.
Bu geçmişin Salomeye doğrudan nasıl yansıdığını söylemek zor olsa da, Barışık’ın klasik metinlerle kurduğu uzun süreli ilişkinin bu yapımda hissedildiğini düşünüyorum.
Salome, büyük prodüksiyonların ya da kalabalık oyuncu kadrolarının yerine oyunculuk, anlatım biçimi ve atmosferi öne çıkaran bir çalışma.
Yaklaşık yarım saatlik süresinin de etkisiyle oyun, Wilde’ın yoğun metnini sıkıştırılmış ve daha doğrudan bir deneyime dönüştürüyor. Dört karakterin tek oyuncuda birleşmesi ise yapımın en belirgin yaratıcı tercihi olarak öne çıkıyor.
Benim için Salomenin asıl değeri, herkesin bildiği bir hikâyeyi yeniden anlatmasından çok, seyirciyi bu hikâyeye kimin gözünden baktığımızı sorgulamaya itmesi.
Edinburgh Fringe gibi binlerce farklı işin aynı anda seyirciyle buluştuğu bir ortamda, yarım saat içinde kendi anlatım dilini kurabilen ve klasik bir metne farklı bir bakış getirebilen bu tür çalışmaların ayrıca değerli olduğunu düşünüyorum.
Salome, büyük iddialar yerine küçük bir sahne üzerinde yoğunlaşmayı seçiyor. Ve bazen tiyatroda etkili olan da tam olarak bu oluyor.
Makale: Ergin Balabeyoğlu
















Comments