Yenilenebilir enerji endüstrisinin temel taşı olan bakır, küresel arz sıkıntısı korkularıyla son 15 yılın en büyük yıllık fiyat artışını kaydetmeye hazırlanıyor. “Her şeyin elektriklendirilmesi” sürecinin ana bileşeni olan metal, ABD gümrük vergisi belirsizlikleri ve madencilik felaketlerinin arzı kısıtlayabileceği endişeleriyle bu yıl değerini %35 oranında artırdı.
The Guardian’ın haberine göre, bakır artık yatırımcılar tarafından gümüş ve altın gibi, doların değer kaybına karşı bir korunma aracı ve “güvenli liman” olarak görülmeye başlandı.
Güvenli Liman Talebi
Yatırım şirketi Capital.com‘un kıdemli piyasa analisti Kyle Rodda, bakır, altın ve gümüşteki yükselişin, “kıtlığın arttığı bir dünyada yatırımcıların sınırlı arza sahip varlıklara ulaşma arzusunu” gösterdiğini belirtti. Aralık ayında ton başına 12.000 dolar seviyesini aşan bakır fiyatları, 2008 mali krizinden bu yana görülen en büyük toparlanmayı yaşadı.
Değerli metallerdeki bu ralliye paralel olarak altın fiyatları da ons başına 4.400 doların üzerine çıkarak, Ocak ayından bu yana %70’ten fazla artış kaydetti.
Arz Sıkıntısı ve Çin Etkisi
Yılın başlarında Donald Trump‘ın metale ek gümrük vergileri getirme tehdidi, ABD şirketlerinin bakır stoklamasına neden oldu. Vergiler askıya alınmış olsa da, bu stoklama etkisi dünyanın diğer bölgelerinde arzı sınırlayarak küresel fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine katkı sağladı. Küresel ekonominin bir barometresi olarak görülen bakır; elektrik şebekeleri, inşaat ve sanayi makinelerinde merkezi bir rol oynuyor.
Dünyanın en büyük bakır ürünleri üreticisi olan Çin, arz güvenliğini öncelik haline getirerek fiyat artışlarını tetikleyen bir diğer faktör oldu. Noel Günü’nde, Çin devletine ait madencilik şirketi Jiangxi Copper, Londra borsasında işlem gören madencilik firması SolGold’un tüm hisselerini 1,2 milyar dolar karşılığında satın aldığını duyurdu. Bu hamle, Çinli şirketin Ekvador’daki Cascabel altın ve gümüş madenciliği operasyonunun kontrolünü ele geçirmesini sağladı.
Gelecek Beklentileri
Goldman Sachs analistleri, piyasada küresel talebi karşılayacak kadar metal bulunduğunu gösteren verilere dayanarak fiyatların dengelenebileceğini öngörüyor. Ancak ABD ve Çin’deki kısa vadeli stoklama eğilimi ve önümüzdeki yirmi yıl içinde bakıra olan talebin artacağı beklentisi, endişeleri canlı tutuyor.
Özellikle ülkelerin petrol ve gazdan rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandıkça, arzın talebe yetişemeyeceği korkusu piyasaya hakim oluyor. Ayrıca, yakın zamanda yaşanan maden kazaları da arzı olumsuz etkiliyor. ABD’li madenci Freeport-McMoRan, Eylül ayında Endonezya’daki devasa Grasberg bakır ve altın madeninde meydana gelen ölümcül heyelan nedeniyle müşterilerine taahhütlerini yerine getiremeyeceğini açıklamıştı.














Yorumlar