Birleşik Krallık’ta Ankara Anlaşması (ECAA) kapsamında yaşayan Türk vatandaşlarının süresiz oturum başvurularında yaşanan keskin düşüş, İçişleri Bakanlığının (Home Office) uygulamalarına yönelik ciddi eleştirilere neden oldu.
The Guardian’ın 8 Kasım 2026 tarihli haberine göre, 2025 yılının Eylül ayından itibaren yapılan başvurularda ret kararları belirgin biçimde artarken bazı başvuru sahiplerine hatalı değerlendirmeler sonucunda ülkeden ayrılmaları gerektiği bildirildi.
Eski Dışişleri Bakanı ve Tottenham Milletvekili David Lammy, yaşananların geçmişte yasal oturum hakkı bulunan kişilerin mağdur edildiği Windrush skandalını hatırlattığını söyledi.
Süresiz oturum onaylarında yüzde 78 düşüş
Home Office verilerine göre 2025 yılının ocak-haziran döneminde Ankara Anlaşması kapsamında 3 bin 378 kişiye süresiz oturum izni verildi.
2026’nın aynı döneminde ise bu sayı 745’e geriledi. Böylece onaylanan başvuru sayısında yaklaşık yüzde 78’lik düşüş yaşandı.
Ret kararlarına yönelik idari inceleme başvuruları da arttı. Bilgi Edinme Özgürlüğü kapsamında elde edilen verilere göre 2025 yılı boyunca 145 olan inceleme sayısı, 2026’nın ocak ayından ağustos ortasına kadar 395’e yükseldi.
Ankara Anlaşması dosyalarıyla ilgilenen avukatlar, Eylül 2025 sonrasında yapılan başvurularda normalde yaklaşık altı ay süren değerlendirmelerin önemli ölçüde uzadığını bildirdi.
Kanser tedavisi gören anneye ülkeyi terk etme kararı
Ret kararlarından biri, koronavirüs salgını sırasında Türkiye’ye yaptığı ziyarette kanser teşhisi konulan bir kadını etkiledi.
Kadın, salgın döneminde NHS’in bazı kanser tedavilerini kısıtlaması nedeniyle tedavisine Türkiye’de başladı. Doktorları, tedavinin başka bir sağlık sistemine aktarılmasının ciddi tıbbi risk taşıdığını belirtti.
Ancak Home Office, kadının tedaviye Türkiye’de başlamayı tercih ettiğini ileri sürerek süresiz oturum başvurusunu reddetti.
Kararın yeniden incelenmesine rağmen Bakanlık tutumunu değiştirmedi. Ekim ayında kadına ve üç küçük çocuğuna Birleşik Krallık’tan ayrılmaları gerektiği bildirildi.
İşletmenin sosyal medya hesabı olmadığı için ret
Bir başka başvuruda, cam temizleme işi yapan bir Türk vatandaşının işletmesi, internet sitesi veya sosyal medya hesabı bulunmadığı gerekçesiyle meşru kabul edilmedi.
Oysa Ankara Anlaşması kapsamında işletmelerin sosyal medya hesabına sahip olmasını zorunlu kılan bir şart bulunmuyor.
Home Office ayrıca başvuru sahibinin banka hesap dökümlerini eksik sunduğunu ileri sürdü. Bu değerlendirmenin de hatalı olduğu ortaya çıktı ve ret kararı daha sonra kaldırıldı.
Başka bir dosyada ise başvuru sahibinin ülke dışında geçirdiği günler yanlış hesaplanarak 12 aylık dönemde 180 günlük sınırın aşıldığı iddia edildi.
Alzheimer hastası babasını ziyaret eden kadına ret
Türkiye’de ileri evre Alzheimer hastalığı bulunan babasını ziyaret eden bir kadının süresiz oturum başvurusu da reddedildi.
Home Office, babasının hastalığının birkaç yıldır bilindiğini belirterek kadının Birleşik Krallık dışında geçirdiği sürelerin beklenmedik ve acil bir durumdan kaynaklanmadığı değerlendirmesinde bulundu.
Avukatlar, geçmişte insani gerekçeler dikkate alınarak olumlu değerlendirilebilen bu tür başvurulara Eylül 2025’ten itibaren daha katı yaklaşıldığını savundu.
David Lammy: Windrush skandalını hatırlatıyor
Türk nüfusun yoğun olduğu Tottenham bölgesinin milletvekili David Lammy, seçim bölgesindeki çok sayıda kişinin kendisine başvurduğunu açıkladı.
Lammy, yıllardır Birleşik Krallık’ta yaşayan, aile kuran ve iş hayatına katılan kişilerin Home Office uygulamalarından ağır biçimde etkilendiğini belirtti.
Yaşananların Windrush skandalını hatırlattığını söyleyen Lammy, Bakanlığın geçmişteki hatalardan çıkarılan dersleri yeniden değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.
Windrush skandalında, Birleşik Krallık’ta yasal yaşama hakkı bulunan kişilerin bir bölümü yanlışlıkla yasa dışı göçmen olarak değerlendirilmiş, çalışma ve sağlık hizmetlerine erişimlerini kaybetmiş veya sınır dışı edilme riskiyle karşılaşmıştı.
Home Office: Kurallarda değişiklik yapılmadı
Ret kararlarındaki artışın, İçişleri Bakanı Shabana Mahmood’un göçmenlik koşullarını sıkılaştırma önerilerini açıklamasından sonraki döneme denk gelmesi de tartışmalara neden oldu.
Ancak Home Office, Ankara Anlaşması kapsamındaki süresiz oturum başvurularının değerlendirilme yönteminde herhangi bir değişiklik yapılmadığını savundu.
Bakanlık sözcüsü, bütün başvuruların yayımlanmış kurallar ve rehber doğrultusunda, kişisel koşullar dikkate alınarak incelenmeye devam ettiğini bildirdi.
Avukatlar ise ret kararlarındaki hataların ve insani koşullara ilişkin değerlendirmelerin, Windrush skandalından sonra önerilen daha açık rehberlik ve başvuru sahipleriyle doğrudan iletişim ilkeleriyle çeliştiğini ileri sürüyor.
















Comments