Birleşik Krallık’ta yaşayan Türk toplumuna yönelik Türkiye’nin Londra Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen “Sağlıklı Yaşam Sohbetleri II” programında çocuk ve ergen ruh sağlığı konusu ele alındı. Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Büyükelçi Doç. Dr. Hasan Ulusoy tarafından yönetilen çevrim içi etkinlikte, NHS bünyesinde görev yapan Aile Terapisti Duygu Bozkurt konuşmacı olarak yer aldı.
Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda, Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi (NHS) kapsamında sunulan çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetleri, ailelerin başvuru süreçlerinde karşılaştıkları uygulamalar ve mevcut destek mekanizmaları hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı.
CAMHS hizmetleri hakkında bilgi verildi
Bozkurt, konuşmasında NHS bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hizmetleri (CAMHS) sisteminin işleyişini anlattı. CAMHS’in 0-18 yaş arasındaki çocuk ve gençlere yönelik ücretsiz hizmet sunduğunu belirten Bozkurt, kaygı bozuklukları, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, yas süreci, yeme bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve nörogelişimsel farklılıklar gibi birçok konuda destek sağlandığını ifade etti.

Aile Terapisti Duygu Bozkurt
CAMHS’e yapılan başvuruların aile hekimleri (GP), okullar, çocuk doktorları veya diğer sağlık kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirilebildiğini aktaran Bozkurt, bazı bölgelerde ailelerin doğrudan başvuru yapma imkânının da bulunduğunu söyledi. Başvuruların değerlendirilmesinde belirtilerin ne kadar süredir devam ettiği, çocuğun günlük yaşamını nasıl etkilediği ve olası risklerin dikkate alındığını kaydetti.
“Ruh sağlığı fiziksel sağlık kadar önemlidir”
Sunumunda ruh sağlığı konusundaki toplumsal önyargılara da değinen Bozkurt, yardım istemenin bir zayıflık olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Bozkurt, “Ruh sağlığı fiziksel sağlık kadar önemlidir. Hiçbir sorun çok küçük değildir ve göz ardı edilmemelidir. Yardım istemek bir zayıflık değil, kişinin kendi ihtiyaçlarının farkında olduğunu gösteren önemli bir adımdır” değerlendirmesinde bulundu.

Erken dönemde alınan desteğin çocukların gelişimi üzerinde önemli etkiler yarattığını belirten Bozkurt, ailelerin çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını anlamaya çalışmasının ve açık iletişim kurmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.
Ailelere iletişim tavsiyeleri
Programın ikinci bölümünde ebeveynlerin çocuklarına nasıl destek olabileceği konusu üzerinde duran Bozkurt, çocuklarla kurulan iletişimde empati ve duygusal bağın öncelikli olması gerektiğini söyledi.
Çocukların yaşadıkları kaygı ve zorlukları paylaşabilmeleri için yargılanmayacaklarını hissetmeleri gerektiğini belirten Bozkurt, ebeveynlerin yalnızca kurallara ve disipline odaklanmak yerine çocukların duygularını anlamaya çalışmasının daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti. Aile içinde ortak ebeveynlik yaklaşımının önemine de dikkat çeken Bozkurt, anne ve babaların mümkün olduğunca ortak tutum geliştirmesinin çocukların ruhsal gelişimine olumlu katkı sağlayacağını kaydetti.
Okullarla iş birliği çağrısı
Soru-cevap bölümünde ailelerden gelen soruları yanıtlayan Bozkurt, okullarda görev yapan ruh sağlığı ekiplerinin çocukların ihtiyaçlarının belirlenmesinde önemli rol oynadığını söyledi.
Ailelerin gerektiğinde okul yönetimiyle toplantı talep edebileceğini belirten Bozkurt, öğretmenler, okulun ruh sağlığı sorumluları ve sağlık uzmanlarıyla düzenli iletişim kurulmasının çocuklara sunulan desteği güçlendirdiğini ifade etti. Okullarda bazı öğrenciler için bireysel danışmanlık hizmetleri ve grup çalışmaları da yürütüldüğünü aktardı.
“Destek istemekten çekinmeyin”
Etkinlikte, bazı ailelerin profesyonel destek almanın çocuklarının sosyal hizmetler tarafından aileden alınmasına yol açabileceği yönündeki kaygıları da gündeme geldi.
Bu konuda açıklama yapan Bozkurt, sistemin temel amacının çocukları ailelerinden ayırmak değil, ailelere destek sağlayarak sorunların çözümüne yardımcı olmak olduğunu belirtti. Çocuk koruma süreçlerinin yalnızca ciddi risk durumlarında ve belirli değerlendirmelerin ardından devreye girdiğini ifade eden Bozkurt, ailelerin yaşadıkları sorunları paylaşmaktan ve yardım istemekten çekinmemeleri gerektiğini söyledi.
Programın sonunda konuşan Başkonsolos Hasan Ulusoy, Türk toplumundan gelen talepler doğrultusunda başlatılan “Sağlıklı Yaşam Sohbetleri” serisinin devam edeceğini belirterek, farklı sağlık konularında uzman isimlerin katılımıyla yeni bilgilendirme programları düzenleneceğini ifade etti.
















Yorumlar